
İlk çocuğum doğduğunda neler yapmam konusunda oldukça endişeli idim. Çekirdek ve ekonomik bağımsızlığı olan bir aile olarak ebeveynlerimize bağlı değildik yani dış müdahaleler ve geleneksel çocuk eğitimi konusunda oldukça dirençli bir yapımız vardı. Bilgi edinmem ,bilimsel bir bakış kazanmam ve buradan bir senteze varmam gerektiğini düşünüyordum, dolayısı ile çok okudum aklıma yatan teorisyenlere de uymaya çalıştım. Fakat yinede hep bir şeyleri eksik ya da yanlış yaptığım ya da hata yaptığım duygusuna kapılmışımdır. Sonra bir gün ünlü bir pedagog un kitabının en sonunda ki bir cümle bana evraka dedirtti. Diyordu ki “ Ne yaparsanız yapın asla kendiniz suçlamayın .”
Çünkü suçluluk insana hata yaptıran en büyük felaket, suçluluğun telafisi yine daha büyük bir hata ile oluyor. Bu nedenle ben dürüst olmayı seçtim ve hata yaptım ama insanım daha doğrusu için çaba göstereceğim demeyi öğrendim.
Çocuklarınızla yaşarken, temel bir takım sonuçları elde bulundurmakta yarar var. Bunlar :
1-GÜVEN: Söylem ve davranışımın mesajı şu idi “ Her koşulda, her ne yapmış olursan ol benim için varsın birincisin, sana güveniyorum, seni destekliyorum bana güven. “
2-SEN VARSIN: Tıpkı ben gibi, benden bağımsız bir sen var. Sana insan olduğun için saygı duyuyor ve haklarını koruman için bildiğim tüm doğru yolları gösteriyorum.
3-SEN KENDİNİ TASARLAYACAKSIN: Ben senin sahibin değilim, öğrendiğin aklından ve mantığından süzüp benimsediğin şeyler seni sen yapacak, unutma sen, sen oldukça sorumluluğun artacak.
Çünkü suçluluk insana hata yaptıran en büyük felaket, suçluluğun telafisi yine daha büyük bir hata ile oluyor. Bu nedenle ben dürüst olmayı seçtim ve hata yaptım ama insanım daha doğrusu için çaba göstereceğim demeyi öğrendim.
Çocuklarınızla yaşarken, temel bir takım sonuçları elde bulundurmakta yarar var. Bunlar :
1-GÜVEN: Söylem ve davranışımın mesajı şu idi “ Her koşulda, her ne yapmış olursan ol benim için varsın birincisin, sana güveniyorum, seni destekliyorum bana güven. “
2-SEN VARSIN: Tıpkı ben gibi, benden bağımsız bir sen var. Sana insan olduğun için saygı duyuyor ve haklarını koruman için bildiğim tüm doğru yolları gösteriyorum.
3-SEN KENDİNİ TASARLAYACAKSIN: Ben senin sahibin değilim, öğrendiğin aklından ve mantığından süzüp benimsediğin şeyler seni sen yapacak, unutma sen, sen oldukça sorumluluğun artacak.
4-SEN EŞSİZSİN: Sen bu dünyada teksin, tıpkı diğer insanlar gibi. Sen ne benim başardıklarımın ortağı nede başaramadıklarımın alternatifi değilsin, benim yargılarım ve özlemlerim seninkiler değil, başarılarını ölçmek ve ayıklamak senin görevin,bil ki ben yalnız mutlu olduğunda gurur duyacağım.Beni mutlu etmeye çalışma bu yanlış yol olur ,mutlu olmamı istersen mutlu olduğunu göster,senin farklılıklarını anlamaya çalışırım.
5-KENDİMİ SANA VAKFETMEM ÇOK KOLAY OLURDU; ancak bunu seçmedim, zor olan bu toplum içinde dürüst mert adil bir kadın olarak yaşadığımı sana göstermek, en yakın örneğini net olarak algılamanı sağlamaktı bunu yapmaya çalıştım.Unutma ! Eğer annen bir kurban olsa yaşarken çok daha az dirençle karşılaşacak bolca takdir alacak ve bir bakıma diğer insanları sömürmüş olacaktı..Oysa bu onurlu bir yaşam mı ? Kurban rolü oynamadım, sende kurban olmayasın diye...
6-YANILGI VE HATAM, olur, ben insanım, hayattaki tüm çabam kendisinden memnun bir insan olarak yaşamak oldu, pek tabii ki her zaman başaramadım ama yolumdan da hiç vazgeçmedim. Kızgın olduğum zamanlar oldu ki bu zamanlarımı bende sevmiyorum ama insan kızgınlığını kontrol etmeyi zaman içinde öğreniyor, buna olgunlaşma diyorlar ve hatta elli çeşit batılı,doğulu ,dinsel,bedensel yöntem öneriyorlar.Bağımsızlığımı çok sevdiğimden bu yöntemlerin hiçbirini kullanmadım,her zaman kendi cehennemimde yanmayı yeğledim.Umarım benden daha çabuk olgunlaşırsın.
7-UMUT VE YAŞAMA SEVİNCİ: Bazen en kötü durum, en iyi durumların habercisidir. Sakın karamsarlığı kapılma, en umutsuz durumda dahi hayatının ne için olduğunu, asıl amacını düşünmelisin. Unutma tek derdin yaşamak ve en güzelini yaşamak. Seni zorluklarda kucaklayıp teselli etmek ,hiçbir şey olmayacak ben buradayım demek inan kolaydı ama seni zorluklarla baş başa bırakmak ve gerçeğin acısını çekmek çok zordu.Düşündüm ki çözümü sen bulmalısın,denemelisin ki hayata daha kolay dayanabilesin ve daha zoru seni yıldırmasın.
8-ANNE VE KIZ ÇOCUKLARI: En yakınızda ki örnek olarak nasıl yaşamanızı istiyorsam öyle yaşamaya çalıştım ve sizde beklenileni yaptınız, benim gibi oldunuz tıpkı benimde kendimi eleştirdiğim gibi beni eleştirdiniz, en çok benimle çatışdınız. Buna mukabil babanızı olduğu gibi kabul ettiniz. Bundan yakınmıyorum örneğinizle çatışmadan kendi sentezinize ulaşmanızı bekleyemezdim. Kırk yılın bir başı babanızla bir anlaşmazlık yaşasak o kızların tıpkı senin gibi dedi. Bu cümle aslında bir eleştiri cümlesiydi ama beni hep mutlu etmiştir. Ezilmeyerek, ezilmemeyi, bencil olarak ben kavramını, dürüst olarak dürüst olmanızı, yaşama sevincim ile yaşama sevincinizi yerleştirmek istedim yoksa çoğu kez sizlere fedakarlık yapmak daha kolaydı.
Oysa biliyorum ki feda edilmiş bir hayatın kimseye yararı olamadığı gibi ziyan olmuş bir yaşamdan başka bir şey değildir.Hayatın sonunda pişman olmak ,mağduru oynamak hep insanların hatası ola gelmiştir.
9-EŞİNİZ,sanmayın ki size karşı olduğu için çocuk eğitiminde çatışacaksınız o da tıpkı sizin gibi tasarıları üzre hareket ediyor ve düşündüklerini iletmek ve sonuçlarını görmek en az sizin kadar onun da hakkı,uzlaşabilirsiniz de uzlaşamayabilirsiniz de ama çocuk nihayetinde gelen mesajlardan birini seçecektir.En cazip,en kolay,en açık,en yararlı mesaj kimden geldiyse çocuk o tarafın mesajını benimser.Tabii mümkün olduğunca eşinizle daha önceden anlaşıp ortak mesajlar vermek daha etkindir ama çatışmakta da bir sakınca yoktur.Temel değerler konusunda ,eşinizle çatışmanız var ise zaten evlilikte problem var demektir.Yani siz hırsızlık kötüdür derken eşiniz iyidir diyebilir mi ? Bu ikinizden birini yalancı olduğunu gösterir.
Ve çocuklarla ilişkiler herkesin kendi seçiminin sonuçlarıdır.İlerleyen yaşlarda dost olabilmek,tartışabilmek gerçekten iyi bir zaferdir.
7 yorum :
Sayın Peride, gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.Elinize aklınıza sağlık...
Okuduğum bir kitapta, bir çocuğa insan değilde çocuk olduğu için bir davranış sitili geliştirmek "O nu aşşağılamaktır" diyordu.
Evet, her şeyden önce çocuklarımız bir insan! Bazen bunu utuyoruz galiba. O nlara farklı anlamlar yüklüyor, bizim bakışımızla bakmamızı isteyerek ya kendimiz yada "mükemmel" olduğunu düşündüğümüz bir "ütopya insanı" olmasını istiyoruz. "Kendisi" olması gerekliliği arka planda kalıyor.
Hiç bir zaman kitaplarda yazan doğrulara yada öğrenmek için okumaya karşı olmadım. Çocuk eğitiminde yardım almak,uzman görüşlerine değer vermek kadar güzel bir olay yok. Ancak bir insan ile sürekli kontrol altında tutulan duygular ve mantık ile ilişkiye girmeye çalışmak, sürekli bir yöntem tayin etmek ne kadar mümkün?
İnsanlar doğal olmayan, yönlendirilmiş tepkileri çok çabuk sezebilir. Spontan gelişen tepkiler karşılıklı ilişkileri yapmacık olmaktan çıkarır. İnsan olmanın en büyük özelliği olan "hata"nın daha kabullenilir olmasının en büyük sebebi de "doğal" bir şey olmasıdır.
Çocuklarıma karşı sürekli "nasıl bir yöntem,nasıl bir davranış biçimi nasıl bir sonuç getirir?" diyerek hareket etmem ne kadar doğru olur?
Hatalarımızı düzeltmek, yanlıştan dönmek, daha doğruyu aramak yolunda bilgi edinmek, okumak şart. Ancak bu bilgileri içselleştirmemiz ve yaşamımızda doğal bir halde uygulayabilmemiz gerekiyor. Yani çocuğumuz için değil, kendimiz için okuyup öğreniyoruz, çocuklarımızla ilgili dahi olsa..
Saygılar...
Sayın İkna
Haklısınız.Aslında çocuk yetişitrmek diye bir şey yok.Ortak bir yaşam var, bu yaşam içinde tecrübeli ve sorumlu taraf ebeveyn.
Dolayısı ile sizin yaşamınız onların örneği.Ancak, yaşadıkları çevrenin mesajları ile sizin tarzınızın üzerine bir şeyler koyup büyüyorlar.
Yalnız zaman içinde bir konuyu açıklama mantığınız ve sözcükler değişiyor.
Rahmetli anneannem tabağımızda yemek bıraktığımızda çok günah,nimet onlar derdi,annem yemeğiniz bitirin ne emeklerle hazırlanıyor,bulamayanları düşünün derdi.Kızım bana " Biliyorum anne artırdığımla bir karınca ordusu doyar, söylemene gerek yok." diyor.
Ve hiç unutulmaması gereken bir şey daha var; çocuklar büyürken sizin yaşamınız da sürüyor,eğer siz hayatı kaçırırsanız emin olun onlarda kaçıracak. Sağlıcakla,her zaman beklerim.
sayın peride,merhaba..
ben sayın ikna nın eşiyim..
yazınız için öncelikle teşekkürler.akıllı ve tecrübeli bir annenin yazdıkları benim için çok önemli..
ben hamile kaldığım zamanlardan bu yana çocuk sağlığı ve eğitimi ile ilgili hemen her imkanı değerlendirip bir çok şey okudum ve okuyorum.çevremde bu durumu eleştirenler çok fazla. kitapla çocuk mu yetiştirilirmiş canım!!
okuduğum ve en sevdiğim kitaplardan birinde bayan yazar ki kendisi 4 çocuk annesi, yaşamda yapmak istediğimiz pek çok iş için kurs aldığımızı ama en önemli işimiz olan çocuk yetiştirmek için birşeyler öğrenmeyi es geçtiğimizi söylüyordu.. ben bunu doğru buluyorum ama nasıl?
söylenen hiç bir eğitim sisteminin veya disiplin yönteminin vs. vazgeçilmez olmadığını ve kesin doğruları içermediğini, her bir çocuğun ayrı bir dünya olduğunu ve bilinen her yöntemin çocuk ön planda tutularak uygulanması gerektiğini düşünüyorum..
örneğin bizler eczacı olmak için belli bir öğretimden geçtik ama her birimiz bulunduğumuz ortamlara göre farklı eczacılıklar yapıyoruz, eczanemizdeki düzenimiz,hastalar ile ilişkilerimiz vs. farklı..
daha önce hiç bir tecrübemin olmadığı çocuk yetiştirme konusunda ne tamamen içgüdüsel, spontan,çevreden öğrenilmiş davranış şekilleri ile, ne de tamamen kitaplara bağımlı kalınarak oluşturulacak davranış şekilleri ile başarılı olunamayacağını; kendim eşim yaşam şartlarım ve en önemlisi çocuğumun karakterini ön planda tutarak nasıl davranmam gerektiği konusunda kafa yormam gerektiğini ve bu şekilde davranmam gerektiğini düşünüyorum.inşallah yanılmıyorumdur..
son paragraftaki kendi yaşamımızla ilgili yazdığınıza da tamamen katılıyor ve sevgili eşimin bu paragrafı dikkatli okuyup üstünde düşünmesini diliyorum..
saygılar..
Sevgili nesnerez
Bir parça fikir verebildiyse yazım ne mutlu bana...
Umarım sizde benim gibi ileride kızlarınızla dost olabilirsiniz.
Zaten göreceksiniz siz istemeseniz de eşinizle müthiş bir bağları olacak,şahsen anne olarak kıskanmamak elde değil.Artık elektra sendromumu dersiniz, babanın emeğimi neyin nersidir bilemem.
Hiç endişe etmeyin armut da diğer meyvalar da toplanmazsa hep dibine düşüyor.
Peride Hanım,
Yazınız hakkında söylenecek o kadar çok şey ve aslında o kadar az şey var ki...
Ne söyleyebilirim ki? Aklın ifadesi bir yazıya ?... Aklınıza, ellerinize sağlık...
Kızlarımyanıma sokulup da sırtlarını bana dayadıklarında hayatımınbir anlamı olduğunu, "işe yaradığımı" hissediyorum... Daha fazla ne yapabilirim, bilmiyorum. Belki hayatım boyunca zengin bir adam da olamayacağım ama.. İnşallah kızlarım için sevgi kaynağı olarak kalırım.
Daha fazla yazamayacağım, kusura bakmayın... Teşekkürler.
Sayın Peride,
"sizin yaşamınız onların örneği" sözünüze kısmen katılıyorum.
"Örnek teşkil etme" bir sorumluluk yüklüyor. Sizinde dediğiniz gibi büyük ve tecrübeli olmak bakımından sorumluluk daha çok biz ebeveynlerde.
Ancak yaşamımız hangi yönde örnek? Daha çok, özellikle küçük yaşlarında "şekli" bir örnek teşkil etmiyor muyuz? "Bizim gibi davranma" "yaptıklarımızı taklit" vb.
Bizdeki doğru veya yanlışı aynen aldıklarını smöylemem çok güç. Daha küçük yaştaki bu veletuslar "eleştirel" bakmakta son derece yetenekli. Galiba en büyük hatamızda bu "bakışları"nı köreltmeye kalkmamız. Pek işimize gelmiyor galiba.
Oysa ki O eleştirel bakışlarının devamlılığını, doğal olduğunu kabul edip sağlayabilsek! İnanın ebeveynler "yanlış örnekler" sunsa dahi, bu yanlıştan doğruyu çekip alabilirler...Yani yanlış ile iştigalin ebeveyn kaynaklı olması ile, "O nlar yapıyorsa doğrudur" mantığını çocuklarımızdan uzak tutmakta elimizde.
Şunu söyleyebilirim ki ben "hayattan korkmamayı", hayata karşı endişelerle yüklü bir baba dan öğrendim...
Saygılar...
Sayın ikna siz bana kısmen katılsanız da ben size tamamen katılıyorum.Doğrudur bazen antitez de bir sentezin sonucudur. önemli olan demokrasi ve varlığa saygı.Buraya uzun gelecek en iyisi yeni bir yazı yazayım.
Yorum Gönder