
Birkaç gündür Düşünceler’de evrimci arkadaşlarla tartışıp duruyorduk. Benim cahil olduğum ortaya çıktı.Nasıl mı?Dün AOÇ Hayvanat Bahçesi’nde çoluk çocuk geziyoruz. Allah’tan artık ağaçlar bayağı büyümüş de gölgelerinde gezmek kısmet oluyor.Kapıdan girerken bir tabela bize yol gösteriyor, balıkları falan gezdikten sonra maymun kardeşlerimize ulaşıyoruz nihayet.Bakıyorum bir tanesi, öne tel örgülerin arasından Antep fıstığı atmağa çalışıyor, bakıyor olmuyor, tel örgülerin yukarısından, parmaklıkların arasından atıyor ve öğrenince bayağı da başarılı şekilde artık isabet kaydediyor. Hatta dudaklarının arasında kemirdiği sigarayı, karşısındakinin ağzına sokarak onun da içmesini sağlıyor. Hatta karşısındakine su şişesi atarak “ Susamışsındır sen, su iç…” dercesine insaniyet bile gösteriyor.Yalnız bir dakika! Bir yanlış anlama varsa hemen müdahale etmeliyim!Yukarıda yazdıklarımı yapanlar, kafeslerin içindekiler değildi! Dışındakilerdi!Omuzlarının üstünde duran ve içinde beyin taşıdığını da tecrübelerimle tahmin ettiğim, tüyleri yapışkan bir madde ile yatırılmış tür kafesin içindeki akrabalarına yapıyordu, bahsettiklerimi. Kafeslerin üzerindeki “Hayvanlara yiyecek atmayın!” uyarılarını okuyamadığından, o yaşlarına rağmen insan olmak ihtimallerinin zayıflığına hükmettiğim bu iki ayaklı grup sinirlerimizi bozarak daha epey bir müddet ve gülme taklidi olduğunu sandığım sesler çıkararak sigara içmeğe ve kuruyemiş yemeğe devam etti.Bundan dolayı evrimci arkadaşlara da tavsiyem şudur: Hiç öyle çamurun, çörtüğün içinde fosil neyin aramayın! Yolunuz bir gün AOÇ Hayvanat Bahçesi’ne düşer ise orada imdadınıza koşacak ara formları canlı canlı göreceksiniz! Bu vesileyle tarafınızdan özür diliyor, saygılarımı sunuyorum…posted by AfsarCelik at 9:31 AM " ( http://dusuncetarlasi-afsarcelik.blogspot.com/ )
Yukarıdaki yazı birkaç yönden incelenebilir bu nedenle sayfalarıma girdi.Öncelikle çok eğlenceli,öte yandan eğlenceli olamayacak kadar bilimsel araştırma ve düşünme sürecini hak ediyor.Bu, ülkemizde olabilir bir şey mi derseniz ? Hayır demek üzücü.Bana düşen sorumluğu nedir ? e cevap sa Allah’tan bu mevzulara fazla prim vermeyen bir ülkenin vatandaşı olarak yaşaya geliyor olmak.Aşağıda sizlere NY Times da yayınlanan bir araştırmadan alıntı yapacağım. Araştırma ciddi olarak yapıldıysa,insan tanımı içine aldığımız betimlemeleri,.Afşar beyin yazısı ile de birleştirince bu tanımları yeniden gözden geçirmek ihtiyacı doğuyor.Yada Darwincilere “YOK BİR FARKIMIZ AMA BİZ İNSANIZ.” Demek gerekiyor.
STEVEN D. LEVITT en çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci sırada yer alan "Freakonomics " kitabının yazarı..Türkçe'ye "Görünmeyen Ekonomi "adıyla çevrilmiş,en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Yaklaşık iki yıl önce New York Times'da, Yale üniversitesi'nde yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı yazmış.http://www.nytimes.com/...75624000&pagewanted=all
Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma para ve maymunlarla ilgili. Keith Chen,bir araştırmacı ve yazar ,STEVEN D. LEVITT de Yale üniversitesi'nde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör. Keith Chen'in araştırması, maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak. araştırma, yale üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor. bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar. para olarak, gümüş renkli, somun kullanılıyor. süreç gayet basit. ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor. maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor. bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o. amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar. maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar, en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma. bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar. buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar. parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar. maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jell-o'ya tercih etmeye başlıyor. buraya kadar her şey güzel! günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor. paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar. levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk "banka soygunu" (maymunun tepsiyi çalması) ve "hapishane kaçışı" (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor. bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor. olay biraz yatıştığı bir anda keith chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini kabul ediyor! chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak tanımlıyor. üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.
Evet bu yazıda bir o kadar eğlenceli. Epistemolojik açıdan bakıldığında neredeyse tüm kriterler yerli yerinde.
Dogruluk , Gerçeklik ,Temellendirme , Mantik , Akılcılık (Rasyonalizm) , Deneycilik (Empirizm) hemen her iki gurupta da bir zemin bulmuş.Benim yapmak istediğim araştırmayı alkışlamak değil,derdim insan tanımı üzerinden Darwin’cilere problem çıkartmak. Şimdi ,Amerikalı araştırmacıların insan tanımını ,yapmak kolay görünüyor.Burada, bu tip bir araştırmayı akıl etmek ve buna olanak bulmak insan tanımının kendisi.Demek ki araştıran insan,araştırılaN hayvan gibi bir yargı yanlış değil.Peki bu koşullarda bizim ülkemizde kafestekilerle dışındakileri kim nasıl neye göre tanımlayacak o da size kalmış.
3 yorum :
Peride Hanım,
Şimdi bu araştırmayla, hem evrimciler hem marksistler şüphesiz pek çok güzide yorum getireceklerdir, getirmişlerdir...
Evrimciler "öğretilebilir" bir canlının tepkilerinde insana gidişi gözlemlerken marksistler paranın müfsit etkisinin göstererek "Ahan da kapitalizmin kötülüğü!" diyeceklerdir.
Evrimcilerin "dinini" tartışmak anlamsız da marksistlerin amentüsü defalarca hem mantık tezgâhında hem hayat makinesinde kıymaya çevrildiğinden bir iki kelâm etmek isterim, müsaadenizle...
Maymunlara parayı öğretmeden önce maymunların çiftleşmediğini düşünecek kadar hödük bir marksist olmayacağını ümit ederek sözlerime başlıyorum.
İkinci olarak bu evrimsel emmoğullarımızın bunca yıldır nedne "kendiliğinden" para iktisadına geçmeyip, bir orman merkez bankası kurmadıkları, çiftleşmek için bu kadar kolay yol varken illâ güçlülerin tercih edildiği soruları kafamı meşgul ediyor.
Yani? Şu insanoğlu denen evrimsel üstün yaratık aralarına para fitnesini sokmadan evvel bu emmoğulları " Hmorg! Ben seni döverim! Geri çekil la!" mealinde bir şeyler söyleyerek etik etik çiftleşirken araya parayı sokmanın ne anlamı var idi?
Oysa onlar ne güzel, "adil" şekilde, ahlâklıca çiftleşiyormuş.
İnsanın aklına parayı icat etmek nereden geldiyse o gün mertlik bozulmuş!
Her mal gibi paranın da nasıl "üretilidiğini" atlayarak , onu bir şekilde elde etmeğe çalışan canım ülkemin yurttaşları daha uzun zaman devlete midesinden bağlı yaşamağa devam edecek, maymunlara kızmağa ne hacet?
De hadin sağlıcakla kalın.
Afşar Bey aslında ben,gerek evrimcilere gerek sade vatandaşa insan tanımı problemi çıkarmak istemiştim.Doğrusu Marksistlere alışverişin değerini anlatmak gibi bir niyetim yok.Konuya bir objektivist olarak bakarsak,kaba gücün ötesinde akıl ve muhakeme gibi değerlerin hayvanlar aleminde dahi prim yapıyor olması çok değerli bir bulgu.Bu değerlerin para ile ölçülmesinin neresi kötü ? Kanaatimce,kimin neyi satın alacağına karar vermek iradesine, hayvanlar aleminde bile karışmak mantıksız.Marksistler konusunda sizi obsesif bulursam kızmazsınız değil mi ? Çünkü bir olaya yada konuya bakarken ne olduğunuz üzerinden değilde ne olmadığınız üzerinden yorum getiriyorsunuz fikrimce buda çok yorucu bir iş.
Peride Hanım,
Benimkisi takıntıdır, doğrudur.. Neyleyim, memlektin bütün mürekkepli cenahı marksistlerce kuşatılmıştır.
Dolayısıyla onların saçmalığını, kendi fikirlerinden hareketle göstermek hem zevk hem takıntı oluyor...
Evet biraz yorucu ama bu da bir zevk.
Blogunuzu fazla boş bırakmayınız lütfen olur mu?
Sağlıcakla...
Yorum Gönder