3 Eylül 2007 Pazartesi

Atlas Vazgeçti ve BEN


Benim için Ayn Rand okumak,karakterimi isimlendirmek belli bir sistematik içinde olduğumun altını çizmek ve bu bilince varmak dersem, kitabı aynı düzlemde okuyanlar anlayacaklar sanırım.
Atlas Vazgeçti üçlemesini okumak kişinin değer yargı ve oluşum karakterine göre farklı algılamalar ve edinimler getiriyor fikrimce.
Öncelikle,yaşamak ve insanca üstün değerler içinde yaşamak arzusu olmayanların bu kitapları okumasının anlamı olduğunu sanmıyorum.Hayata karşı bu bakış, "Peki nasıl ?" sorusunu getirdiğinde,cevapların bir çoğu bu kitaplarda.
Objektivizmin bakış açısını,ahlak sistemini anlayabilmenin ilk koşulu insan olarak kendinize değer vermekten ,en büyük armağan olan hayatı hak ettiğinize göre, bunu en yüce duygu ve davranışlarla donatmak ve beslemekten geçiyor. Bu iş için aracınız : aklınız, yeteneğiniz ve bilinciniz. Sizi sınırlayan tek koşul ise başkalarının haklarının başladığı sınır.
İnsanın yetenek ve aklı ile kazandığı her değer yine kendini mutlu etmek amacı ile harcanan bir olgudur.
Objektivist kişi, değerlerini kendi iradesi ile ve bu bilinçle tüketirken, toplumun baskısının HAK olmadığını yalnız kendi iradesine sahip olduğunu bilen kişidir.Bu tutumun kitle içinde büyük bir tembellik ve yeteneksizlik ile yaşayan bireylerce eleştirilmesi yalnızca bir arada bulunmak hasebi ile yağma hakkını kendinde görmesi üreten kişiler tükendiğinde yağmacıların da sonunu hazırlayan bir felakettir.
Aklın,mantığın ve yeteneğin kutsanarak seçmek iradesinin bu üçlüye sahip kişiye teslim edilmesinin neresi yanlış olabilir ? Topluluk içinde bu üçlemeden nasibini almayan kişilerin çokluğu hak etmeyenlerin paylaşması için kural olabilir mi ? Olsa dahi sonu neye varacaktır ? Evet, kitapta bu soruların cevapları var.

Kitap, felsefi anlamda objektivizm,siyası anlamda liberalizm,ekonomik anlamda kapitalizmin düşünce yapısını net olarak şekillendirirken son derce realist bir çizgidedir.Oysa düşüncenin üzerine oturtulan hikaye o kadar romantik ve ütopik bir hikayedir ki felsefeye zarar vermeden yapılandırılması hayret vericidir.Kitabın özellikle kadın kahramanının cazibesine Yunan Tanrıçalarının hiçbirisinin yetişmesi mümkün olmadığı gibi hiç bir rakibi de yoktur. Bu duruma gülümsememekte mümkün değil tabii.Böyle bir karmanın var olabilmesine kadın bencilliğimin en subjektiv hali bile evet diyemezken, ilgili karakteri daha sonra belki yalnız kadınlar arasında tartışmakta yarar görüyorum.
Diğer yandan dogmaları kullanarak kişi yada kişiler üzerinde güç kullanan her sınıfa şiddetli bir reaksiyon görüyoruz.Doğuşundan itibaren ,hemen her yüzyılda farklı niteliklerde güç odağı olmuş kiliseyi reddediş de bu düşünce yapısı içinde çok normal görünüyor.Hıristiyanlık ruhban sınıfına sahip ve bu sınıfın ayrıcalıklarla donatıldığı bir sistem. Günümüzde özellikle Protestan inancı ile ruhban sınıfın ayrıcalıkları kısıtlanmakla birlikte objektivist bakışa İslam kadar yaklaşması olanaklı görünmüyor.
İslam da ruhban sınıfı yoktur, din adamı diğer inananlardan hiç bir farklı ayrıcalığa sahip değildir.Gerek vergi gerekse yardım konuları kişilerin iradesine bırakılmış bir durumdur.
Akıl ve irade insanın çabası her zaman önceliklidir.Kişi yalnızca kendi yaptıklarından sorumludur ve buna bağlı olarak ,Allah’ın sevgisine hak kazanır.Hak kavramı o kadar kişiselleşmiştir ki Tanrının affı dışında kalan tek şeyin " kul hakkı olduğu söylenmektedir. Bireye saygının en büyük ifadesi olan bu kavramın İslam dini içerisinde yer bulması ne kadar düşündürücü ise İslam’ın hurafelerden ayıklanarak hak ettiği biçimde algılanması ,bu felsefeye hakim kişilerin konuya ilgi duyarak incelemesi çok ciddi bir açılım olacaktır.Keşke Ayn Rand İslam’ı tanıma olanağı bulsaydı demek istiyor insan.

1 yorum :

Adsız dedi ki...

Peride Hanım,
Tatillerde olduğumuzdan yazınızı ancak şimdi okuyabildik. Nefis bir tahlil; aklınıza, ellerinize sağlık.

Ayn Rand'ın yazdığı, yazdığından para kazandığı, yazdıklarının okunduğu ve hazmedildiği toplumsal yapı ile aramızdaki farka baktığımızda, bizim henüz "ferdi" tanımadığımız bundan sonra da asla tanımayacağımız sonucuna muhtemeldir ki ulaşırsınız.

Şahsen ben toplumumuzun insana bakışı konsunda umutsuzum. Rand sizin gibi bir kaç kişiye umut ve iyimserlik aşılasa da onun fikirlerinin bu toplumda bir yankı bulması bence imkânsız.

Çok kahve muhabbeti olacak ama... Bence bu toplumdan yaralanmamak için zengin olmak, toplumla ilişkiyi böylece kesebilmek ve hatta mümkünse Rand'ın ülkesi gibi birülkeye kapağı atmak gerekiyor.

İncelemeniz gerçekten güzle omuş, bir dahi aklınıza ve ellerinize sağlık.
Sağlıcakla kalınız.